Diziler, yarışmalar ve evlilik programları üzerine

285276-3-4-c1ae9Merhaba dostlar,

Bu aralar sosyal medyada tartışılan  bir konu var. Neymiş efendim, televizyondaki saçma sapan yarışmalar, programlar ve dizilerden kurtulmak kimin göreviymiş? Radyo ve  Televizyon Üst Kurulu’nun mu (RTÜK), izleyicinin kendisinin mi  ve medya kuruluşlarının görevi mi? Kimse kusura bakmasın diye söylüyorum “bu programları, yarışmaları ve dizileri yayınlayan medya kuruluşlarının hiç umurunda değiliz”. Bunlar ticari kurumlar ve yaşamlarını sürdürebilmek için reklam alıp kar elde etmek zorundalar. Bunun da tek yolu reyting rakamlarının yüksek olması. Ne kadar reyting o kadar para. Bu konu içerisinde medya kuruluşlarına “etik kurallar ve söylemler” bağlamında yaklaşmak daha doğru olacaktır. Medya kuruluşları ve çalışanları medya etiği ve meslek etiği çerçevesinde kendilerini sorgulamaları ve bizlerinde bu bakış açısı ile medyayı sorgulamamız gerektiğini düşünüyorum.

Televizyon kanalları bu tarz programları RTÜK’ün uyguladığı yayın kuralları çerçevesinde ticari olarak yayınlama özgürlüğüne sahiptirler.  Televizyon kanalları bu kurallara aykırı yayınlar yaptıkları zaman gereken cezayı RTÜK onlara kesmektedir. Ayrıca RTÜK’ün radyo ve televizyon yayınlarını düzenleme ve denetleme görevi de bulunuyor.  Başka bir cezalandırma yöntemi de izleyiciler tarafından uygulanıyor. İzleyiciler programlarda, dizilerde ve yarışmalarda hoşlanmadıkları bir durumlar ile karşı karşıya kaldıklarında tepkilerini ortaya koyuyor, şikâyetlerini gerekli mercilere bildiriyor ya da bana göre en iyi cezalandırma yöntemi olarak o programı ve kanalı favori listelerinden siliyorlar. Burada dikkat edilmesi ve tartışılması gereken ve yıllarca da sektörde tartışılmasına rağmen tam olarak çözülemeyen reyting ölçüm sisteminin nasıl olduğu ve olacağı durumudur. Bu konuya gerekirse de önümüzdeki yazılarda değinebilirim.

Dostlar, bana göre olay çok basit tabi yapabilene. Eğer biz izleyiciler rahatsız olduğumuz, sevmediğimiz, hoşlanmadığımız ailemizle birlikte izlemekten çekindiğimiz bu tarz programları izlememe iradesini ve cesaretini gösterebilirsek, izlememek üzerine olan tepkilerimizi dile getirebilirsek zaten televizyon kanalları reytingi düşen bu programları ve dizileri kendileri yayından kaldırırlar. Üç bölüm izlenmediği taktirde, seyirci dördüncü bölümü rüyasında görür ancak. Ayrıca, hepimiz istediğimiz televizyon kanalını ve programını izleme özgürlüğüne ve iradesine sahibiz.  Kumanda bizim elimizde. “Bu kadar basit değil hocam”, diyenlerinizi de duyar gibiyim. Ben bu konuya kendi penceremden bir bakış açısı ile yaklaşmaya çalışıyorum.

İletişim biliminde medya ve izleyiciye yönelik bir çok kuram ve model geliştirilmiştir. Bu model ve kuramları burada açıklamanın bir anlamı yok. Sadece ilgili konulara hangi sorular ve cevapları ile yaklaşıldığını belirtmek istiyorum. İzleyici bir medya aracını neden izler? Hangi doyumları sağlar hangi gerekçelerle bu medya araçlarını izler ve kullanır? Medya izleyicilere neleri, nasıl ve ne şekilde sunar? Medyanın izleyiciler üzerinde etkisi nasıldır, ne tür etkiler bırakır? Medyanın toplumu şekillendirme gücü var mıdır, varsa nasıldır? Medya insanları nasıl tüketime yönlendirir ve bu şekilde insanların tükenmesini nasıl sağlar? Bu ve buna benzer birçok sorunun cevabı iletişim biliminde açıklanmaktadır. İletişim fakültelerinde bu konular ders olarak verilmektedir. Bu soruların cevaplarını merak edenler  için anlaşılması kolay olan  bir okuma listesi verebilirim. Bunun için mail göndermeniz yeterli olacaktır dostlar.

Ahlaki ve toplumsal değerlerimizi çöküntüye uğratmayacak televizyon programlarını izlemek dileğiyle…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>