Mutlu Çalışan+Mutlu İşyeri = Mutlu Müşteri

fft99_mf3944403

Mutluluk, günümüz dünyasında belki de en çok ihtiyacımız olan bir duygu. Markalar ve işletmeler de bunu fark etmiş olacak ki, iletişim kampanyalarında tüketicileri etkilemek için “mutluluk” kavramını kullanıyorlar. Kimileri reklam sloganı kimileri de içerik olarak mutluluk üzerine çalışıyorlar.

Peki işletmeler iç müşterisi olan çalışanlarının mutluluğuna ne kadar duyarlılar. Bu yazıda çalışanın iş yerindeki “mutlu” bir çalışma ortamına vurgu yapmak ve bunu açıklarken de “gelir-maaş” faktörünü dışarıda tutmak istiyorum. Benim formülüm: Mutlu Çalışan+Mutlu İşyeri = Mutlu Müşteri.

En başta iş yerinde sağlıklı ve etkili bir iletişimin sürdürülebilmesi için de şu üç sihirli sözcüğe önem verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yüz yüze iletişimi başlatmak için üç sihirli sözcük “1-Merhaba,  2-Günaydın (iyi günler ve iyi akşamlar) ve 3- Nasılsınız?”. İnsanların yüz yüze iletişim kurmaktan kaçındığı hatta en basit örnek ile asansör içerisinde bile birbirlerinin yüzlerine bakmadığı bir ortamda bu üç sihirli sözcüğün günlük hayattaki iletişimize katkısı yadsınamaz bir gerçektir. Bunun yanında selamlaşmanın manevi bir boyutunun olduğu da bilinmektedir.

r sadece eleman ya da personel olarak adlandırılmamalıdır. Modern işletme yönetimi anlayışı çerçevesinde çalışanlarla iki yönlü iletişim kurmak önemli hale gelmiştir. Onların çalıştıkları kuruma karşı aidiyet duygusunun geliştirilmesi gerekir. Çalıştığı kurumu benimseyen, fikirlerinin önemsendiğini bilen,  işletmenin başarıları ile gururlanan ve başarılarda pay sahibi olduğu hissine kapılan çalışanlar işyerlerinde mutlu bireyler olabileceklerdir.  Çalışanların öğle arası ve dinlenme gibi zaman dilimleri içerisinde işyerlerinde serbest zaman geçirebilecekleri mekanların olması, kişisel ve mesleki gelişimlerine yönelik eğitimlerin verilmesi, kurum içi iletişim faaliyetleri ile sosyal ve kültürel etkinliklerin yapılması mutluluk, motivasyon ve verimlilik açısından faydalı olabilir.

Bir iş yerinde mutsuz olan çalışanlar;  çalıştığı işletmeden, yönetimden, görevinden memnun olmayarak işlerini değiştirme eğilimi gösterebilirler. Bundan daha kötü olanı ise bu şekilde çalışmaya devam etmeleridir. Mutsuz çalışanlar, işletmenin dış müşterilerine karşıda olumsuz ve istenmeyen davranışlarda bulunabilirler. Doğal olarak müşteriler, çalışanların bu tarz davranışlarına karşı şikayetçi olmaktadır. Böylece işletmenin ya da markanın müşteri algısındaki olumlu imajına da zarar gelmektedir. İşletmeden memnun ayrılmayan müşteri diğer müşterileri de olumsuz etkilemektedir. Ağızdan ağıza pazarlama dediğimiz (WOM) yaklaşımla işletme hakkında kötü söylentiler ve dedikodular yayılmaktadır.  Ayrıca, mutsuz bir çalışanın kötü davranışlarına ve tutumlarına maruz kalan müşteri bu durumu sosyal medyada paylaştığında ise işletme adına bu durum büyük bir krize dönüşebilir ve iyi yönetilmez ise işletme adına kötü sonuçlar ortaya çıkabilir.

Mutlu bir çalışan ise aynı iş yerinde daha uzun bir süre çalışır. Kendini, işlerini ve işletmeyi geliştirmek için çabalar. İşletmenin başarısını ve çalışma arkadaşlarının memnuniyetini arttırır. İşlerinin kalitesine daha fazla özen göstererek daha üretken ve verimli olur.

Sonuç olarak çalışanlar ilk müşterilerdir. Çalışanları müşteri gibi görmeli, onları anlamalı ve ihtiyaçları karşılanmalıdır. Çalışanlarla ilişkiler iyi değilse, müşterilerle de ilişkiler asla iyi olamaz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>