Mutlu Çalışan+Mutlu İşyeri = Mutlu Müşteri

fft99_mf3944403

Mutluluk, günümüz dünyasında belki de en çok ihtiyacımız olan bir duygu. Markalar ve işletmeler de bunu fark etmiş olacak ki, iletişim kampanyalarında tüketicileri etkilemek için “mutluluk” kavramını kullanıyorlar. Kimileri reklam sloganı kimileri de içerik olarak mutluluk üzerine çalışıyorlar.

Peki işletmeler iç müşterisi olan çalışanlarının mutluluğuna ne kadar duyarlılar. Bu yazıda çalışanın iş yerindeki “mutlu” bir çalışma ortamına vurgu yapmak ve bunu açıklarken de “gelir-maaş” faktörünü dışarıda tutmak istiyorum. Benim formülüm: Mutlu Çalışan+Mutlu İşyeri = Mutlu Müşteri.

En başta iş yerinde sağlıklı ve etkili bir iletişimin sürdürülebilmesi için de şu üç sihirli sözcüğe önem verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yüz yüze iletişimi başlatmak için üç sihirli sözcük “1-Merhaba,  2-Günaydın (iyi günler ve iyi akşamlar) ve 3- Nasılsınız?”. İnsanların yüz yüze iletişim kurmaktan kaçındığı hatta en basit örnek ile asansör içerisinde bile birbirlerinin yüzlerine bakmadığı bir ortamda bu üç sihirli sözcüğün günlük hayattaki iletişimize katkısı yadsınamaz bir gerçektir. Bunun yanında selamlaşmanın manevi bir boyutunun olduğu da bilinmektedir.

Okumaya devam…

Diziler, yarışmalar ve evlilik programları üzerine

285276-3-4-c1ae9Merhaba dostlar,

Bu aralar sosyal medyada tartışılan  bir konu var. Neymiş efendim, televizyondaki saçma sapan yarışmalar, programlar ve dizilerden kurtulmak kimin göreviymiş? Radyo ve  Televizyon Üst Kurulu’nun mu (RTÜK), izleyicinin kendisinin mi  ve medya kuruluşlarının görevi mi? Kimse kusura bakmasın diye söylüyorum “bu programları, yarışmaları ve dizileri yayınlayan medya kuruluşlarının hiç umurunda değiliz”. Bunlar ticari kurumlar ve yaşamlarını sürdürebilmek için reklam alıp kar elde etmek zorundalar. Bunun da tek yolu reyting rakamlarının yüksek olması. Ne kadar reyting o kadar para. Bu konu içerisinde medya kuruluşlarına “etik kurallar ve söylemler” bağlamında yaklaşmak daha doğru olacaktır. Medya kuruluşları ve çalışanları medya etiği ve meslek etiği çerçevesinde kendilerini sorgulamaları ve bizlerinde bu bakış açısı ile medyayı sorgulamamız gerektiğini düşünüyorum.

Televizyon kanalları bu tarz programları RTÜK’ün uyguladığı yayın kuralları çerçevesinde ticari olarak yayınlama özgürlüğüne sahiptirler.  Televizyon kanalları bu kurallara aykırı yayınlar yaptıkları zaman gereken cezayı RTÜK onlara kesmektedir. Ayrıca RTÜK’ün radyo ve televizyon yayınlarını düzenleme ve denetleme görevi de bulunuyor.  Başka bir cezalandırma yöntemi de izleyiciler tarafından uygulanıyor. İzleyiciler programlarda, dizilerde ve yarışmalarda hoşlanmadıkları bir durumlar ile karşı karşıya kaldıklarında tepkilerini ortaya koyuyor, şikâyetlerini gerekli mercilere bildiriyor ya da bana göre en iyi cezalandırma yöntemi olarak o programı ve kanalı favori listelerinden siliyorlar. Burada dikkat edilmesi ve tartışılması gereken ve yıllarca da sektörde tartışılmasına rağmen tam olarak çözülemeyen reyting ölçüm sisteminin nasıl olduğu ve olacağı durumudur. Bu konuya gerekirse de önümüzdeki yazılarda değinebilirim. Okumaya devam…

Gümüşhane Üniversitesi Radyosu Kampüs FM oylarınızı bekliyor

SİHİRLİ MİKROFONGümüşhane Üniversitesi İletişim Fakültesi uygulama birimi ve aynı zamanda Üniversite Radyosu olarak yayın yapan Kampüs FM,  Sihirli Mikrofon radyo ödülleri yarışmasına katılıyor.

Fatih Belediyesi tarafından bu yıl 4.kez düzenlenen Sihirli Mikrofon Radyo Ödülleri Yarışması’nda “Yılın En İyi Üniversite Radyosu” kategorisinde aday olan Kampüs FM için 3 gün sürece ön eleme oylaması başladı.

İnternet üzerinden 20-22 Ocak 2016 tarihleri arasında http://www.sihirlimikrofon.org/ adresinden yapılacak oylamaya herkesin katılabileceğini belirten radyo yöneticileri, yarışmada Gümüşhane’yi temsil eden Kampüs FM için  destek istiyor.

http://kampusfm.gumushane.edu.tr üzerinden dünyanın her yerinden dinlenebilen ve İletişim Fakültesinde okuyan öğrencilerin uygulamalı olarak radyoculuğu tanıma fırsatı bulduğu, çeşitli programlar yaptığı Kampüs FM’e destek vermek için aşağıdaki yönergeyi takip etmeniz yeterli:

-http://www.sihirlimikrofon.org/ adresine girip ana sayfada yer alan Ön Elemeye Katıl butonunu tıklıyorsunuz.
-Açılan sayfadan Yılın En İyi Üniversite Radyosu Kategorisine Gümüşhane Üniversitesi Kampüs FM yazıp sonraki adım sekmesini tıklıyorsunuz.
-Sonraki adım sekmesini tıkladıktan sonra sayfanın aşağısında bulunan Kaydet butonunu tıklayarak oylama işlemini sonlandırıyorsunuz.

“İletişimi” Engelleyen İletişim Araçları

social_family

İletişimin yaygınlaşmasını ve geniş kitlelere ulaşmasını sağlamak için ortaya çıkan iletişim araçları, günümüz  teknolojisinin  gelişmesi ile birlikte daha kolay ulaşılır hale gelmesine rağmen, kişilerarası iletişimin önünde bir engel teşkil ediyor mu?

İletişim bilimci Watzlawicks ve onun görüşleri etrafından birleşen iletişim bilimcilere göre  “İletişimsizlik mümkün değildir.” İnsan, yaşam fonksiyonlarını tamamen yitirmediği sürece bir şekilde iletişim kurabiliyor.  Ayrıca her gün sayısız bilgi alışverişi içerisinde bulunuyoruz. Bu bilgi alışverişi, kişilerarası iletişimin dışında televizyon, gazete, dergi, radyo, telefon, bilgisayar, internet vb. iletişim araçları aracılığıyla da gerçekleşiyor.

Peki bu iletişim araçları nasıl oluyor da bir şekilde “iletişimi” engelleyebiliyor. Bana göre yüz yüze iletişimi engelleyen araçlar;  televizyon,  internet ile birlikte sosyal medya araçları, cep telefonu ve tabletler.

Günlük hayatta sıklıkla karşılaştığımız bazı durumlar konunun daha iyi anlaşılmasını sağlayabilir. Örneğin; okulda, işyerinde, yemekhanede, kantinde ya da sokakta tanıdığımız insanları görmezden gelmek, yüz yüze karşılaşmamak ve onlarla iletişim kurmaktan kaçınmak için hemen cep telefonumuzu çıkartıp onunla ilgileniyormuş gibi yapıyoruz. Burada şunu diyebilirsiniz. “Zaten amacımız iletişim kurmak değil. Cep telefonunu bunun için sadece bir araç”. Peki,  aynı masada veya bir ortamda bir arada olan insanların  sohbet etmek yerine hep birlikte cep telefonları ile ilgilenmelerine ne dersiniz? Sadece cep telefonları mı tabletler de aynı işlevi görmüyor mu.  Ya mesajlarımıza bakıyoruz ya da sosyal medya hesaplarımıza. Youtube’tan video izliyoruz, Google’dan aramalar yapıyoruz  veya web sitelerinde sörf halindeyiz. Aynı evin içerisinde yüz yüze konuşmak yerine Whatsapp’dan birbirimize mesaj atıyoruz. Televizyon açık haldeyken kaçımız birbirimizle konuşuyoruz. Aynı anda iki ekranı da birlikte kullanıyoruz (Televizyon ve cep telefonu).  Kutlamalar içeren önemli günlerde mesajları kişiselleştirmek ya da kişileri aramak yerine toplu mesajla bu görevimizi de yerine getiriyoruz. Belki de bizi yakınlaştırdığını düşündüğümüz iletişim araçları zaman zaman bizi birbirimizden uzaklaştırıyor.

“Hocam artık görüntülü arama denilen bir uygulama var. Bu şekilde yüz yüze iletişimi kurabiliyoruz. Uzaklardaki sevdiklerimize, ailemize, yakınlarımıza ve arkadaşlarımıza ulaşabiliyoruz” dediğinizi duyar gibiyim. Günümüzde zamanın hızlı akıp gitmesine, günlük yaşamın yoğun temposuna ayak uydurabilmek için tabi ki iletişim araçlarından yararlanacağız. İmkanlarından sonuna kadar faydalanacağız. Ama yine de yüz yüze iletişimin hakkını  vermeyi unutmayacağız.

Power100 Bloggerları Opet’in ev sahipliğinde bir araya geldi

Geçtiğimiz hafta İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde MediaCat tarafından gerçekleştirilen Brand Week İstanbul etkinliğinin üçüncü gününde,  Türkiye’nin en güçlü bloggerları Opet’in ev sahipliği yaptığı yemekte buluştu.

Türkiye’nin en popüler pazarlama, marka, reklam, medya, iletişim, sosyal medya ve dijital bloggerlar olarak bir araya geldiğimizde yemekte birbirimizle tanışma fırsatı yakaladık.  Ayrıca,  internet ekipler amiri olan  M. Serdar Kuzuloğlu  yemek öncesi “Daha Sosyal Medya” adlı mini bir sunum gerçekleştirdi. Bunun dışında Opet’in sosyal medya hesaplarının yönetimi için izlediği yolları ve yeni projeleri  olan SOBE! ile ilgili bilgileri birinci ağızdan  yani Opet’in pazarlama ve iletişim yöneticilerinden dinledik .

Opet’in yeni sosyal medya projesi “SOBE!”, sosyal medya yönetimini masa başından kaldırıp tamamen kullanıcıların ayağına giderek, gerçek fotoğraflar ve gerçek kişilerin paylaşımları ile birlikte yaptıkları sosyal platform. Sosyal medyanın biraz daha sosyalleşmeye ihtiyacı olduğu fikrinden yola çıkarak gerçekleşen projede, dışarıda olmak ve  kullanıcılarla temas kurmak hedeflenmiş. Türkiye’nin ilk mobil sosyal medya ekibini kurarak yollarda OPET markasını müşterileriyle buluşturuyorlar. Bu sayede sosyal medyanın gerçekten sosyal medya olacağını düşünüyorlar. Yakın zamanda OPET’in sosyal medya aracını yollarda görebilirsiniz.

Bu vesile ile Reklaminsanı olarak başta MediaCat ailesine ve OPET’e keyifli evsahipliğinden dolayı teşekkür ediyorum.

1

 

 

 

 

 

araç

Seçime giren partilerin Twitter karnesi

Seçime iki gün kala, seçime giren 20 siyasi partinin Twitter hesaplarını incelediğimizde; tweet, takipçi, takip edilen, favoriler ve paylaşılan video ve fotoğraf sayılarını sizin için derledim.

İncelemeye alınan hesaplar, partilerin resmi Twitter hesaplarıdır. Başka bir ifade ile partilerin kurumsal web sitelerinde belirtmiş oldukları Twitter hesapları da diyebiliriz. Yapılan incelemede sadece tek bir partinin (Hak ve Adalet Partisi) kurumsal web sitesinde Twitter hesabına ulaşılamamıştır. Ancak Twitter’da partinin bir hesabı bulunmakta ve parti ile ilgili tüm paylaşımlar bu hesaptan yapılmaktadır. Bazı partilerin resmi Twitter hesabı dışında özellikle  7 Haziran Genel Seçimleri için propaganda amaçlı açmış oldukları hesaplarda bulunmaktadır. Belirtilmesi gereken önemli diğer bir hususta, aşağıdaki tabloda göreceğiniz rakamlar, partilerin  resmi Twitter hesaplarını açtıkları ilk günden itibaren 04 Haziran 2015 tarihine kadar yapmış oldukları hareketlerdir. Yani, sadece genel seçimlere yönelik rakamlar değildir. Okumaya devam…

Büyük Birader her yerde

Popüler sosyal medya aracı olan Twitter,  blog sayfasından müjdeli haberi biz Android kullanıcılarına verdi. Twitter’ın  100 milyon dolara satın aldığı Periscope uygulaması   bugünden itibaren tüm Android telefonlarda yerini alacak. Kullanıcıların bulunduğu yerden takipçilerine canlı yayın yapma imkanı sağlayan Periscope bundan önce sadece Iphone’da kullanılıyordu ve büyük ses getirmişti.

Buraya kadar yazılana bakıp başlığın bu yazı ile ne alakası var demeyin. Yirminci yüzyılın en önemli yazarlarından biri olan İngiliz edebiyatının önemli kalemi George Orwell’ın başyapıtı sayılan 1984 isimli romanı,  reyting rekorları kıran ünlü Biri Bizi Gözetliyor (BBG)  yarışma programına da ilham kaynağı olmuştu. Dünyanın sürekli birbiriyle savaşan üç totaliter polis devletinin egemenliği altında olduğu düşsel bir gelecekte geçen roman, hem o dönemde (1949) hem de sonraki yıllarda çok sayıda okuru derinden etkilemişti. Bu roman aynı zamanda 1984 yılında beyazperdeye de uyarlanmıştı.

Gelelim Büyük Birader kavramına. Big Brother yani Büyük Birader;  meydanlarda, sokaklarda, caddelerde, evlerin duvarlarında kısacası ülkenin her yerinde  yer alan afişleriyle, fotoğraflarıyla, ekranlarda yer alan görüntüsüyle, sesiyle ve  gözleriyle sanki insanın her hareketini izliyormuş gibi duruyordu. Ve bütün resimlerinde şu yazı yer alıyordu: “BÜYÜK BİRADERİN GÖZÜ SENDE”. Tam bir gözetim toplumuydu romanda geçen o ülke.

Okumaya devam…

Reklam körlüğü nedir?

Günümüzde bir insan ortalama günde yüzlerce  mesaj ile karşılaşmakta ve adete mesaj bombardımanına tutulmaktadır. Hepimizin günlük yaşantımızda televizyon, gazete, dergi, açıkhava, internet ve diğer alternatif kitle iletişim araçlarında yayınlanan reklam mesajlarına maruz kalıyoruz. Acaba bu mesajlardan kaç tanesi aklımızda kalıyor.  Başka bir ifade ile kaç tanesini hatırlıyoruz.

Kitle iletişim araçlarında yer alan reklamları görmezden geliyor veya  ifade tam burada doğru ise “zapping” kavramıyla açıklayabileceğimiz bir eylem içerisine giriyoruz. İşte bu mesaj kalabalığı ve çöplüğü içerisinde reklam körlüğü durumu ortaya çıkıyor.  Reklamlara hiç dikkat etmeme davranışını gerçekleştiriyoruz.

MARKALAR İÇİN YENİ BİR MECRA: TWITTER REKLAMLARI

Günümüz rekabet ortamında markalar birbirine giderek benzemekte ve  bir markayı diğerinden farklı kılan özellikleri bulmak zorlaşmaktadır. Bununla birlikte tüketiciler günlük yaşantılarında binlerce reklam mesajına maruz bırakılmakta ve tüketici bu kadar sık reklam mesajı arasında markaları hatırlamakta  güçlük çekebilmektedir. Reklamlar yoluyla markaların kişilikleri, kimlikleri ve değerleri tüketicilere aktarılmaktadır. Okumaya devam…

Kötü reklam yapmanın 11 yolu

Merhaba,

Günümüze kadar reklamcılıkla ilgili bir çok yazar, akademisyen ve reklam profesyonelleri genellikle “İyi reklam yapmanın şu kadar yolu” tarzında yazılar yazmışlardır. Reklamın iyisi kötüsü olmaz düşüncesi ise tamamen yanlıştır. “Reklamın iyisi kötüsü olur mu?” Sorusuna verilen en iyi cevap; reklamın kötüsü bal gibi de olur. Peki nasıl olur? Aşağıdaki satırlarda okuyacaklarınız hem markalara hem de reklam ajanslarına kötü reklam yapmanın 11 yolunu gösterecektir. Okumaya devam…